Ne Aramak İstediniz?
 Ara 
Ne Aramıştınız?
 

Köşe Yazısı

   Mürüvvet Özkan 
  Mürüvvet Özkan  
Korkuteli Burada Genel Yayın Yönetmeni
 muruvvetozkan@hotmail.com.tr

KRAL ÇIPLAK
22.09.2017 16379 Kategori:Genel

Yalnızlıkların belki de en kötüsü, kalabalık içinde duyulan yalnızlık duygusu. Modern yaşam şartları ve sosyalleşme sitelerine rağmen günümüz insanı ne yazık ki yalnız. Birliktelikler ise, kısa süreli ve çoğunlukla da al gülüm-ver gülüm misali tuhaf bir bencillik sözkonusu.

İnsanlar çok tuhaf...Anlamaya çalışıyorum:  kimileri, büyüklük kompleksi içinde, küçük dağları ben yarattın edasında...Bırakın küçük dağları yaratmayı, elinden hiçbişey gelmediğini zamanla öğreniyorsunuz. Kimileri,elde etme istediğine sahip olabilmek için sözler verip yeminler ettikten sonra,sözüne güvenilerek adım atılınca, verdiği sözü unutuyor. Kimileri,maddiyatçı.Etrafındaki arkadaşlarının dostlarının paralı ve O'nun için harcamalar yapan ve heran için O'na borç adı altında paralar verebilen sonra da bu borçları istemeyen kişiler olsun istiyor. Kimileri de saf denecek kadar temiz yürekli, her söze inanıp her durumu pozitifliğe bağlıyor.

Dünya büyük denilse de bence durum öyle değil. Dünya, sanıldığı kadar büyük değil ve inanıyorum ki kimsenin ah'ı kimsede kalmıyor. Eskilerin deyimiyle; herkes kalbinin emeğini yiyor.

 

Bir hikayemiz olacak köşe yazım içinde...

 

Ülkenin birinde giyimine düşkün, kendini beğenmiş bir kral varmış. Kendini çok akıllı sanan kral, giyim kuşamdan başka bir şey düşünmezmiş.Günlerden bir gün komşu ülkenin kralı kendisini ziyeret etmek istediğini  bildirmiş. Elbette ki, bizim kralın ilk  aklın agelen yine ne giyeceği olmuş. Hemen adamlarını çağırtmış.

– “Tüm dünyaya haber gönderin” demiş. “Öyle bir elbise istiyorum ki,dünyada bir eşi daha olmasın. Bana böyle bir elbise dikecek terziyi zengin edeceğim. Misafirlerimi karşılarken bu elbiseyi giyeceğim.”

Kısa bir süre sonra,haber her yana yayılmış. En iyi terziler, ellerindeki kumaşlarla, saraya gelmişler. Hepsi yapacaklarını krala anlatıyormuş. Ama kral anlatılanlardan hiç birini beğenmiyor;

– “Çok daha güzel olmalı !” diye bağırıp duruyormuş.

Sonunda çok genç bir terzi çıkmış kralın karşısına.

– “Sen ne getirdin bakalım” diye sormuş kral. Terzinin genç ve tecrübesiz duruşu kralın umudunu iyice kırmış.

– “Benim getirdiğim çok özel sevgiliş kralım” demiş genç terzi. “Size öyle bir kumaş dokuyup,öyle bir elbise dikeceğim ki, sizden önce kimse böyle bir elbiseyi giymemiş olacak.”

Kral bu sözlere çok şaşırmış.

– “Ancak bir şartım var” demiş genç terzi. “Giysiyi bitirene kadar işimize hiç kimse karışmayacak.”

Kral aradığını bulmanın sevinciyle kabul etmiş bu şartı. Hemen iki kese altın verip;

– “Çabuk olun o zaman!” diye emretmiş.

Genç terzi hemen başlamış çalışmaya. Ertesi gün iki kese altın daha istemiş kraldan.Kral hiç itiraz etmeden vermiş altınlarını. Aradan günler geçtikce, kral genç terzinin dokuduğunu söylediği kumaşı merak etmiş. Sonunda dayanamayıp, çalıştığı odaya girmiş. Genç terzi tezgahınbaşında harıl harıl çalışıyormuş. Kral sessizce bir süre izlemiş,bir şey göremeyince;

– “Demek bunca zamandır boş oturdun ha !” diye kükremiş. “Kese kese altınları ben boşuna mı verdim sana !”

Terzi sakin ve kendinden emin;

-“Saygıdeğer kralım” demiş. Bu kumaşı sadece akıllı insanlar  görebilir. Bakın ne kadar da güzel oldu. Öyle değil mi?”

Kral ne diyeceğini şaşırmış. Aptal durumuna düşmemek için;

– “Evet evet çok güzel”demek zorunda kalmış ve hızla çıkmış odadan.

Kralın elbisesi şehirde kulaktan kulağa dolaşır olmuş. “Sadece akıllılar görebilir !” İnsanların merakı bunu duydukça dah açok artıyormuşSonunda tören günü gelmiş. Halk toplanmış,hazırlıklar bitmiş.Terzi kralı soymuş ve gerçekten varmış gibi üzerine bir elbise giydirmiş. Sonrada karşısına geçip;

– “Çok şık oldunuz efendim” demiş. “Muhteşemsiniz.”

Kral genç terzinin bu iltifatları karşısında, aynada gördüğü çıplak bedene hiç aldırmadan;

– “Eline sağlık, çok güzel olmuş” demiş.

Kral yeni elbiseleri ile çıkmış saraydan. Dışarda toplanan halk kralı çıplak görünce çok şaşırmışlar. Ama kimse cesaret  edip krala gerçeği söyleyememiş. Birden küçük bir çocuk haykırmış;

– “aaa..Anne bak, Kral çıplak !”

Ardından cesaretlenen halk, gülmeye başlamış. Kral geç de olsa gerçeği böyle acı bir şekilde anlamış.

BAZEN, BİRİNİN ÇIKIP, ''KRAL ÇIPLAK'' DEMESİ LAZIM Kİ, YANLIŞLIKLAR DÜZELTİLEBİLSİN, SORUNLAR BÜYÜMEDEN ÇÖZÜME ULAŞABİLSİN...

Yazıyı Paylaşın: