Ne Aramak İstediniz?
 Ara 
Ne Aramıştınız?
 

Köşe Yazısı

   Durmuş ÖZOKUDAN 
  Durmuş ÖZOKUDAN  
Fatma Mehmet Cadıl Fen Lisesi Müdürü
 durmusozokudan@hotmail.com

VEFA
19.03.2018 5144 Kategori:Genel

    Vefasızlığın kol gezdiği günümüzde menfaatlerin, çıkar ilişkilerin, entrikaların, çoğu şeyin sanal olduğu bir ortamda ve en önemlisi vefasızlığın prim yaptığı bu devirde vefadan söz etmenin tam zamanı.

       Aslında vefayı hayat felsefesi yapmamız gerekir. Vefa kelimesi derin anlamlar içerir ve geniş kapsamlıdır.

       Vefanın kelime anlamı sevgide sebat, sevgi bağlılığı, görülen iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle ve daha güzeli ile karşılık verme.

        Vefa, bir Müslüman da bulunması gereken en güzel ve en faziletli bir özelliktir. Vefanın zıddı nankörlük ve yapılan iyilikleri unutmaktır. İyi bir insan yapılan iyilikleri unutmaz, sözünü yerine getirmede sadakat gösterir ve böylece vefalı olduğunu ortaya koyar. Sözünde ve vadinde sadık olmayanlara itimat edilmez, hürmet ve muhabbet gösterilmez.

         Vefanın birçok şubesi vardır. Biz burada sadece dört kısmından bahsedeceğiz.

1-Allaha karşı vefa.

2-Peygamberimizin vefası ve Ona karşı müminlerin vefası.

3-İnsanların birbirlerine karşı vefası.

4-Milletin devletine –Devletin milletine karşı vefası.

 

1-Vefanın en büyüğü, insanın yaratılmadan önce Rabbine verdiği sözünde durması, yaratanını tanıması, emirlerini yerine yetirip, yasaklarından kaçınması ve O’nun verdiği sayısız nimetlere şükürle mukabelede bulunmasıdır.

Bir ayette mealen şöyle buyrulur: Allaha verdiğiniz ahdi tutun.(Enam suresi 152)

İnsanoğlu yaratılmadan önce, Ruhlar âleminde iken Allaha bir söz vermişti O’na demişti ki Sen Bizim Rabbimizsin’ .Bu bakımdan verdiği sözden dönmek veya sözünü yerine getirmemek haramdır, vefasızlık ve sadakatsizliktir.

 

  1. -Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bizleri karanlıktan aydınlığa, cehaletten ve vahşilikten medeniyete, insanlara insan gibi yaşama yolunu göstermesi bir iyiliktir. Bu iyiliğe sadakat göstermek bizim en büyük görevimiz olması gerekmektedir. Onun sünnetlerini hayatımıza uygulamak görevimiz olmalıdır. O çok vefalı birisi idi.

Allah Resûlü (s.a.v) birine söz verdiğinde şartlar ne olursa olsun mutlaka onu yerine getirirdi. Abdullah b. Ebi’l-Hamsa (r.a.) şöyle anlatıyor: Henüz Peygamberlik verilmeden önce Hz. Muhammed (s.a.v.) ile bir yerde buluşmaya karar verdik, fakat ben verdiğim sözü unuttum. Aradan üç gün geçtikten sonra hatırladım ve buluşacağımız yere gittim ki, Hz. Muhammed (s.a.v) hâlâ orada bekliyor. Yanına yaklaştığımda bana şöyle dedi:

“Abdullah nerede kaldın, bak bana eziyet ettin; üç gündür seni burada bekliyorum.”

Hz. Peygamber üç gün boyunca her gün söz verdiği saatte gelip o kişiyi beklemiştir.

Bir mü ‘minin Hazret-i Peygambere (sav) karşı vefası ise, O’nun sünnet-i seniyyesini hayatına tatbik etmesi, O’nu, nefsinden, evladından, ana ve babasından daha ziyade sevmesi ve O’na (sav) daima salâvât getirmesidir.

3-Müminlerin birbirlerine karşı vefa göstermelerinin en önemli şubesi, hiç şüphe yok ki anne ve babaya vefadır.

Evet, anne ve babaya karşı vefa, onlara itaat ve hürmet etmektir. Anne babaya itaat etmek, hürmette bulunmak ve ihtiyaçlarını temin etmek dinî, fıtrî ve vicdanî bir vazifedir. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun anne ve babaya yardım etmek, hizmet edip ihtiyaçlarını gidermek ve onları himaye etmek bir evlat için farzdır. Nitekim bir ayette mealen şöyle buyurur:

"Rabbin, ‘Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana ve babaya ihsan edin’ diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererlerse onlara "Öf" (bile) deme. Onları azarlama. Onlara çok güzel (ve tatlı) söz söyle.”(İsra 23)

4- Milletin devletine karşı vefası, meşru olan şeylerde ona itaat etmesidir. Bir devletin milletine karşı vefası ise, onların maddî ve manevî ihtiyaçlarını temin edip, huzur içinde yaşamalarını sağlamasıdır.

Memleketimizde bir 15 Temmuz olayı vuku buldu. Ülkemizin, milyonlarca masraf ederek yetiştirmiş olduğu kişiler, ülkelerinin kendileri için yapmış olduğu çalışmaları, masrafları ve zamanı bir kenara atarak, hangi akıl ve mantıkla anlaşılamayan,  hainliğin ve nankörlüğün icraatını yaptılar. İşte vefasızlık, işte nankörlük. Allah bu tür insanların şerrinden bütün insanlığı korusun.

 
         Vefa fertlerin birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eder. Vefa sayesinde cüzler kül olur; ayrı ayrı parçalar bir araya gelerek vahdete ulaşır. Vefa duygusu varıp sonsuza erince ötelerden gelen gruplar kitlelerin yolunu aydınlatır. Ve toplumun önünü kesen bütün tıkanıklıkları açar. Elverir ki o toplum vefa duygusuyla olgunlaşmış ve onun kenetleyici kollarına kendini teslim etmiş olsun.

           Saygılarımla.
 

Yazıyı Paylaşın: